2026'da Basın Özgürlüğü: Artan Kısıtlamalar Ortasında Endişe Verici Küresel Gerileme
Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün yayınladığı son sıralamaya göre, basın özgürlüğünün 2026 yılında dünya çapında benzeri görülmemiş bir düşüş yaşayacağı öngörülüyor. Ülkelerin yarısından fazlası artık "zor" veya "çok ciddi" olarak sınıflandırılıyor ve bu da gazeteciliğin uygulandığı koşullarda derin ve yaygın bir bozulmayı gösteriyor.
Rapor, izole krizlerin ötesine geçen yapısal bir eğilimi vurguluyor. 2000'li yılların başından beri, bazı yerleşik demokrasilerde bile bilgiye erişim giderek kısıtlandı. Basın özgürlüğünü korumayı amaçlayan yasal çerçeveler, özellikle ulusal güvenlik veya terörle mücadeleyle ilgili yasalar aracılığıyla, giderek artan bir şekilde kontrol araçları olarak kullanılıyor.
Yasal endeks, 2026'da en önemli düşüşü gösteren endeks olup, ülkelerin %60'ından fazlasında düşüş gözlemleniyor. Bu eğilim, genellikle kısıtlayıcı mevzuat veya kötüye kullanım içeren prosedürler yoluyla gazetecileri hedef alan yasal işlemlerdeki artışı yansıtıyor. Bu olgu artık sadece otoriter rejimlerle sınırlı değil, demokratik devletleri de etkiliyor.
Mahkemelere başvurmak, medya çalışanlarına karşı açılan "SLAPP davaları"nda artışla birlikte, baskı uygulamak için önemli bir araç haline geldi. Rapora göre, koruma mekanizmaları vakaların %80'inden fazlasında etkisiz kalırken, cezasızlık artıyor ve uluslararası hukuk standartları aşınıyor.
Küresel sıralamalarda, Amerika Birleşik Devletleri yedi sıra gerileyerek 64. sıraya düştü; bu da medya için giderek gerginleşen bir ortamı yansıtıyor. Buna karşılık, Norveç onuncu yıl üst üste birinci sıradaki yerini korurken, Eritre son sırada yer alıyor. Suriye ise son siyasi değişikliklerin ardından önemli bir iyileşme gösterdi.
Rapor ayrıca, gazeteciler için en büyük tehditlerden biri olmaya devam eden silahlı çatışmaların etkisine de dikkat çekiyor. Sudan, Yemen ve Irak gibi ülkeler en tehlikeli bölgeler arasında yer alıyor. Gazze'de, Ekim 2023'ten bu yana 220'den fazla gazeteci öldürüldü; bunların çoğu görevlerini yerine getirirken hayatını kaybetti ve bu durum, bu krizlerin dramatik insani bedelini gözler önüne seriyor.
Diğer bölgelerde ise baskı, kapalı siyasi sistemler aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Kuzey Kore, Çin ve Eritre, gazetecilerin uzun süre yargılanmadan gözaltında tutulduğu, basına en düşman devletler arasında yer alıyor. Doğu Avrupa ve Orta Doğu da siyasi baskı ve güvenlik istikrarsızlığının birleştiği yüksek riskli bölgeler olmaya devam ediyor.
Rapor, son 25 yıldır medya alanının sürekli olarak daraldığını, bunun da siyasi sertleşme ve yönetim sistemlerindeki derin dönüşümlerin bir sonucu olduğunu belirtiyor. Bazı ülkeler ara sıra iyileşme gösterse de, genel eğilim kesinlikle olumsuz olmaya devam ediyor.
Bu durum karşısında, Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, sadece ilke beyanlarının ötesinde somut eylemler çağrısında bulunuyor. Örgüt, etkili koruma politikalarının benimsenmesi, medya bağımsızlığının garanti altına alınması ve gazetecilik çalışmalarının suç haline getirilmesinin sona erdirilmesi gerektiği konusunda ısrar ediyor. Rapor ayrıca, demokrasilerin ifade özgürlüğünü “otoriter bulaşma” olarak adlandırdığı şeye karşı savunmadaki özel sorumluluğunu da vurguluyor.
Rapor, bu suistimaller karşısında hareketsizliğin artık tarafsız olarak değerlendirilemeyeceği, aksine giderek zımni bir kabul biçimine benzediği, basın özgürlüğünün ise herhangi bir demokratik sistemin temel taşı olmaya devam ettiği sonucuna varıyor.
-
17:00
-
13:30
-
13:15
-
13:00
-
12:45
-
12:30
-
12:15
-
12:00
-
11:45
-
11:15
-
11:00
-
10:45
-
10:30
-
10:15
-
10:00
-
10:00
-
10:00
-
09:45
-
09:15
-
09:00
-
09:00
-
08:45
-
22:30
-
22:00
-
21:30
-
21:00
-
20:00
-
17:30